Evlilik ve Aile Danışmanlığı

Evlilik Eğitimi


























  • Kadın Sağlığı


















HIZLI ARAMA
Ben
Arıyorum
Yaş aralığı
ile
Şehir
Kadın Sağlığı
Eklenme Tarihi: 12.08.2009 17:00:00
Gebe Kalmayı Önleyici Metodlar : Gebe kalmayı önleyici metotlar arasında ağızdan alınan ve kontrseptiv denilen ilaçlar, vajinal yoldan kullanılan kontraseptiv fitiller, rahim içi araçları, diyaframlar, prezervatifler, takvim metodu ve kısırlaştırma operasyonları sıralanabilir.

Rahim içi Metodaları Nedir ve Nasıl Kullanılır? : Bu araçlar uterus içine vajinal yoldan konulur, plastik, bakır ve gümüşten yapılmıştır. Halk arasında spiral olarak bilinir. Doktor tarafından anesteziye gerek kalmadan takılır. En uygun zaman kanamanın kesildiği, yani adetin 4-6. günleridir. Bu araçlar röntgende rahatlıkla görülebilir. Rahim içi araçların kanama, ağrı, iltihap, düşme gibi bazı yan etkileri vardır. Ancak ağızdan kullanılan haplardan daha tehlikesizdir.

Takvim Metodu Nedir ve Nasıl Uygulanır? : Bu metoda ritm yöntemi de denir. Kadının yumurtladığı dönemlerde cinsel birleşmeden uzak kalınır. Kadının adetinin başladığı günden itibaren sayıldığında 14. yada 15. günler yumurtalıkların karın boşluğuna yumurta bıraktığı günlerdir. Bu günlerden iki gün öncesi ve iki gün sonrası tehlikeli sayılabilir. Çünkü canlı kalabilen ovum (yumurta) ve sperm bu günlerde birbirlerini bulabilirler.

Ovulasyon (Yumurtlama) Günü Nasıl Anlaşılır? : Ovulasyon günü her kadına göre değişir. Bunu anlamak için bazal temperatür denen bir ölçüden yararlanılır. Beden derecesi ile her sabah alınan beden ısısı devamlı olarak bir takvime kaydedilir. Beden ısısının hafif yükselme yaptığı gün (çoğunlukla adetin 15. ve 16. günlerine rastlar) kadının yumurtladığı gündür. Bu metotta hesabı çok iyi yapmak gerekir. Bu yöntemle korunmak pek garantili değildir.

Vajinal Yoldan Kullanılan Fitil Ve Tabletler Nelerdir,Nasıl Uygulanır? : Gebeliği önleyici vajinal yoldan kullanılan fitil ve tabletler genel olarak Agen, Speton ve Lorophyn gibi isimlerle satılıyor. Bu ilaçların içinde spermi öldürecek ve hareketlerini engelleyecek kimyasal bileşikler vardır. Kullanılmalarında bir sakınca yoktur. Bu metotla yüzde 85 oranında bir korunma sağlanır.

Doğum Kontrol Hapları Nelerdir? : Bu hapların içinde hormon cinsi ilaçlar bulunur. İlaçlar kadınlardaki yumurtlamayı hormonal yollardan geçici olarak durdurma şeklinde etki yapar. Kansızlık gibi yan tesirleri de vardır. Bazı kimselerde bulantı, kanama, meme ağrısı, adetten kesilme gibi şikayetler olabilir. Trombeflebit, astım, migren, diyabet, hipertansiyon, miyom, kalp yetmezliği, safra kesesi gibi şikayetleri olanların bu hapları kullanmaları tavsiye edilmez.

Gebelik ve Doğum Öncesi Bakım

Gebelik Nedir? Belirtileri Nelerdir? Gebelik çocuğun ana rahmine düşüşünden doğuma kadar süren ve genellikle 280 günde tamamlanan durumdur.

Düzenli adet gören bir kadında adetin ortadan kalkması, genellikle gebe olduğunun ilk belirtisidir. Bir gebe kadının, gebe kaldıktan sonra bir veya iki kez kanama geçirdiği durumlar da vardır. Bazı kadınlarda özellikle sabahları halsizlik, bulantı ve kusma olabilir. Bunlar genellikle iki ayda belirir, dördüncü ayın sonuna doğru ortadan kalkar.

Bu belirtilerin ortaya çıkışları ve şiddetleri her gebede farklı olabilir. Bazı kadınlar gündüzleri daha rahat, gece ise rahatsız olabilirler. Gebelik döneminde çoğu kadının duygusallığı artar. Hırçınlık, terslik, alınganlık, buhran görülebilir. Bazı kadınlar da aksine kendilerini çok neşeli hissederler.

Aşerme Nedir? : Aşerme bazı yiyecek maddelerine duyulan aşırı istektir. Aşerme ve günlük alışkanlıklarında görülen değişiklikler kadının duygusal değişikliklerin açığa vuruş şeklidir.

Gebelik Sırasında Ciltte Gelen Değişmeler : Vücudun belirli bölgelerinde derinin koyulaştığı görülür. Koyuluk meme başlarında ve karnın ortasında düz bir çizgi halinde ortaya çıkar. Bu durum da ikinci ayın sonunda gittikçe belirginleşir. Elde, yüzde, vajina da lekeler oluşabilir. Yüzde oluştuğunda çoğunlukla gebelik maskesi diye adlandırılır. Bu lekeler geçicidir, doğumdan sonra yok olurlar.

Gebelik Sırasında Rahimdeki Değişikler : Rahim büyümeye, rahim ağzı yumuşamaya başlar. Bu belirtiler gebeliğin mevcut olup olmadığını söyler.

Gebelik Sırasında Göğüslerdeki Değişmeler : Kan dolaşımı artar ve kan damarları deriden görülebilecek düzeye yaklaşır. İlk aydan sonra, göğüslerde iğnelenme ve ağırlık hissedilir. Son birkaç aya doğru göğüslerde bir salgı meydana gelir. Bu salgı gebeliğin son günlerinde belirginleşir ve göğüslerden akmaya başlar. Salgı beyazımsıdır. Gebeliğin 8. haftasında meme başlarında tümsekler de oluşabilir.

Rahimde Hayat Belirtisi Nasıl Görülür : Bebeğin ilk hareketleri 8. haftadan itibaren görülmeye başlar. On hafta sonra kalp atışları dinlenebilir.

Gebe Bir Kadının Gıda Rejimi : Anne adayı genel olarak her zaman yediği besinleri yemelidir. Ayrıca ek olarak yeterli süt ve eskisinden daha fazla meyve ve sebze yemelidir. Süt ve süt ürünleri gerekli kalsiyumu karşılar. Ama bazen ek olarak kalsiyum vermek gerekebilir. Demir, alyuvarların oluşması için zorunludur. Eğer yeterli iyot alınmazsa bu hem annenin hem bebeğin troid bezini etkiler.

Annenin bu dönemde daha çok proteine ihtiyacı vardır. Et, balık, tavuk ve yumurta önemli protein kaynağıdır. Yağlar kısmen tereyağı, krema ve peynir şeklinde diyette yer almalıdır. Şeker, baklagiller, ekmek ve patates enerji almak için gereklidir. Yağlar, nişasta ve şeker fazla yenmemelidir. Kızartma ve yağlı yiyeceklerden, ağır soslar, mayonez, pastalar ve tatlılardan kaçınılmalıdır. Balık yağı alınmalıdır. Taze sebze ve meyveler, özellikle turunçgiller ve domates yenmelidir. Hamilelik sırasında sigara ve alkol kesinlikle alınmamalıdır

Gebe Bir Kadının Vücut Temizliği : Gebelikte duş almak yada süngerle yıkanmak, banyo teknesine su doldurarak yıkanmaktan daha güvenlidir. Banyo suyu ilik olmalıdır. Sıcak hamama gitmek tehlike yaratabilir.

Gebelik Sırasında Yapılmaması Gerekenler : İnsanı çok yoran, zıplamak, gerinmek, uzanmak gibi tehlikeli hareketler yapılmamalıdır. Zararlı hareketler ise koşu, tenis, yüzme, ata binme, paten, kayak tır. Gebeliğin ilk aşamalarında dans edilebilir. Mümkünse son aylarda yolculuk göze alınmamalıdır.

Doğumun Geldiği Nasıl Anlaşılır? : Anne ilk çocuğuna hamile ise, doğumun başladığını anlayabilmesi çok önemlidir. Rahmin hafif ağrılı kasılmaları ilk belirtilerdir. Bunlar karnın alt bölgesinde başlar, bele doğru, sonra da her iki kasığa doğru yayılır. Bir süre sonra bu kasılmalar daha etkili olmaya başlar. Doğumun başlangıcında sümüksü bir akıntı ile karışık bir kaç damla kan gelebilir. Bazı durumlarda ise su gelir. İlk kez çocuk doğuran kadının doğumu oldukça uzun sürer. Kasılmalar birkaç dakikada bir gelmeye başladığında, doğuma yaklaşılmış demektir. İkinci ve üçüncü doğumlar daha çok ilerler.

Gebelik Testleri : Beklenen adet günü 2 hafta geçtiğinde gebe olduğundan şüphe edilen kadının sabah ilk idrarı temiz bir kaba alınarak labaratuvara gönderilir. Gebeliğin var olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca eczanelerden satın alacağınız gebelik teşhis aletleri de kullanabilirsiniz.

Kürtaj : Kendinden meydana gelen düşüklerden sonra ya da tıbbi sorun sonucu gebeliğe son vermek için yapılan operasyona kürtaj denir. Bu operasyonda önce rahim ağzı genişlemekte, sonra değişik büyüklükteki küretler kullanılarak rahim içi boşaltılmakta ve kazınmakta yani kürtaj yapılmaktadır. Ayrıca rahim içine kanül şeklinde ince tüpler sokarak ve vakum ile içeridekiler emilerek de değişik bir yöntem kullanılabilir.

Normal doğum : Çocuk, kadının uterus denilen cinsiyet organı içinde büyür. Günü geldiğinde uterus adalesinin çalışmaya başlamasıyla doğum kanalından dışarıya atılır. Bu olaya normal doğum denir.

Erken Doğum Ve Düşük : Rahim içindeyken 12. haftaya kadar embriyo, daha sonra fetüs adını alan çocuğun 28. haftadan evvel dışarı atılmasına düşük denir. Ufak veya gününden önce doğan çocuklara prematüre ve bu doğum olayına ise erken doğum denir.

Çocuk Doğum sırasında Nasıl Çıkar? : Her doğum olayında doğacak çocuk bir obje olarak kabul edilebilir. Bir canlı varlığın rahim içinde başlayan bir yumuşak doğum kanalından ve pelvis kemiklerinin oluşturduğu bir çatıdan geçerek dışarı çıkması gerekmektedir.

Doğum Nasıl Gerçekleşir? : Çocuk rahim içinde genellikle başı aşağıda olmak üzere durur ve doğum kanalını başı ile zorlayarak ilerler ve perineden çıkar. Bu doğum şekline başla geliş şekli denir. Daha az olarak çocuk rahim içinde başı yukarıda yani makat gelişi şeklinde veya yan olarak (%1) yan geliş şeklinde durur. Makat gelişlerinde doğum olayı, dışarı önce çocuğun önce makatının ve ayaklarının çıkması suretiyle gerçekleşir, ancak yan gelişlerde su kesesinin patlamasından sonra kolun aşağı sarkması doğumu imkansız hale sokar. Bu durumda ya eskiden yapıldığı gibi çocuğu parçalayarak almak, yada çocuğu ve anneyi kurtarmak için derhal sezaryan operasyonu yapmak gerekirlidir. Doğumun başlaması ya kollum tıkacının açılmasının işareti olarak gelen bir kan lekesinin görülmesi (nişan bozulması) veya düzgün aralıklarla gelen rahim kasılmalarının ağrı şeklinde duyulması ile anlaşılır. Bazen su kesesinin patlaması sonucu bir miktar suyun akması ile de doğum başlayabilir.

Doğumu Kolaylaştırmak İçin Yapılanlar : Doğumu kolaylaştırmak için başlangıçta sedatif denilen ilaçlar kullanılmaktadır. Kollumun açılma devresinde ise antispamodik denilen gevşetici ilaçlar (dolantin, buscopan) ağrı devresini kısaltmaktadır. Ayrıca ağrı sırasında gaz anestezikler koklatılmaktadır. İkinci devrede indifa, yani çocuğun dışarıya çıktığı devredir. Normalde kollum tam açıldıktan sonra çocuğun içinde bulunduğu su kesesi dediğimiz amnios zarının yırtılası ile başlar. Yarım saat veya bir saat kadar sürebilir. İtici, akıntılı ağrılar 2-3 dakikada bir gelmeye başlar ve 60-70 saniye kadar sürer. Doğumun sonuna doğru çocuk başının perineye indiği ve çıkıma yaklaştığı devrede ise perineye, bölgesel anestezi (lokal anestezi) yapılmaktadır. Böylece anne, çocuğun çıkışını duymamakta, epizyotomi denen çıkımın genişletilmesi operasyonu kolaylıkla sağlanabilmektedir.

Sezaryen Nedir? : Normal doğum kanalından sonuçlanması mümkün olmayan veya gecikmesi anne ve bebek için tehlike yaratacak doğumlarda karın duvarının ve rahmin açılarak çocuğun alınmasına sezaryen denir. Normalden farklı olarak rahim içinde yan veya çarpık duran çocuğu duğuma daha uygun bir duruma döndürmeye versiyon ve çocuğu ayaklarından tutup çekerek çıkarmaya da ekstraksiyon denir. Eskiden daha sık başvurulan çocuğu parçalayıcı doğum ameliyatlarına buğün pek sık rastlanmaz.

Doğumda Bekleyen Tehlikeler : Gebelik süresince rahimde, amnios suyu içinde yüzen fetüs bu suyun az olması halinde ve çoğu gebeliklerin bir çoğunda uterus içindeki duruş şekline ve zorlanmalara bağlı olarak bazı şekil bozuklukları (ayak çarpıklığı, boyun eğriliği, vb gösterebilir. Doğum sırasında ise doğum kanalından çıkarken çocuğun başı kemik ve adaleler arasında bazen sıkışmalar olur. Ayrıca zor doğumlarda uygulanan forsepsi vakum gibi araçların çocuk başı üzerine ezici ve emici etkileri olabilir. Böylece baş kemiklerinde kırık veya damar yırtılması sonucu oluşan hematom denilen kab toplanması gibi komplikasyonlar meydana gelebilir. Normal bir doğumda bile başın uzun zaman çıkımda kalması doğru değildir. Emici etki yapan negatif basınç, başın yumuşak kısımlarında da doğum tümseği yada bos denilen ödemli bir şişikliğin meydana gelmesine neden olur. Çok defa kan oturması yada ekimoz vardır. Birkaç günde organizma tarafından geri emilir ve kaybolur.

Hamilelikte Düşük

Düşük yapmak sanıldığından çok daha yaygın bir şeydir: Kabaca her beş hamilelikten biri, çoğunlukla da ilk üç ay içinde, düşükle sona erer. Doğal olarak bu, büyük sarsıntı yaratan bir olaydır.

Düşük konusu, sanki içinde bir ayıp taşıyormuşçasına, çok eski dönemlerden beri söz edilmesi yasak bir konu., bir tabu haline gelmiş, sözü edilse bile kapalı kapılar ardında, fısıltıyla konuşulan bir şey olmuştur. Oysa, son derece yaygın bir olaydır. Düşük, çocuğun "yaşanabilir", yani doğup, yaşamını sürdürebilir duruma gelmesinden önce, hamileliğin sona ermesi durumudur. Çoğunlukla 28 hafta olarak belirtilmekle beraber, hastanelerin özel bebek bakım birimlerinin uzmanlık bilgileri ve becerileri sayesinde, 24 haftanın altına düşmüştür. 24. haftadan sonra hamileliğin sona ermesi, "düşük" değil, "ölü doğum" diye adlandırılır.

Birçokları bildirilmediği, hatta bazılarının farkına bile varılmadığı için, kaç hamileliğin düşükle son bulduğunu kesin olarak söylemek imkansızdır. En yaygın tahmin, beş hamilelikten yaklaşık birinin ilk 14 hafta içinde sona erdiği ve bu bebeklerin çoğunun, ilk on hafta içinde kaybedildiğidir. İlk 14 haftadan sonra, düşük olasılığı iyice azalır ve yaklaşık 300'de 1'e iner.

Düşüğün Nedenleri Ve Alınabilecek Önlemler:

Araştırmalar, döllenmiş yumurtanın herhangi bir şekilde kusurlu olduğunu düşünmekle birlikte, düşüğün tam olarak neden kaynaklandığını belirlemek genellikle son derece güçtür. İhtimallerden biri, bebeğin normal bir biçimde gelişmemiş olmasıdır. Düşük, doğanın bu sorunu çözüme bağlama biçimidir. Genellikle, anne ile babanın yapılarında, düşüğe yol açabilecek yada normal doğum yapılmasını önleyecek bir durum yoktur. Çoğunlukla rastlantısal bir olaydır ve hamile kadınların çoğu, yalnızca bir kez düşük yaparlar. Bununla birlikte düşüğe yol açan nedenlerden birkaçı belirlenmiştir.

Spiral (dölyatağı içine yerleştirilen doğum kontrol aracı) kullanırken istemeden hamile kalan kadınlarda, düşük olasılığı çok yüksektir.

35 yaşın üstündeki kadınlarda, büyük bir ihtimalle kadınların yaşı ilerledikçe yumurtaları da yaşlandığından, düşükler daha çok görülmektedir.

İkiz bebek bekleyen hamile kadınlarda -bazılarında ikizlerden biri düşüp, öbürü yerinde kalmakla birlikte- düşük yapma olasılığı daha yüksektir.

Stres ve güvensizlik, düşük olasılığını arttırmaktadır. Hamileliğinizin özellikle ilk aylarında her gün bir köşeye çekilip dinlenmeniz ve kafanızı dinlendirmeniz çok iyi olur.

Hamilelikleri esnasında sigara yada içki içen kadınlarda, düşük yapma olasılığı daha yüksektir.

Düşük Nasıl Oluşur ?

Düşük genellikle, kanamayla başlar ama hamileliğiniz sırasında karşılaşabileceğiniz bütün kanamalar, bebeğinizi kaybetmek üzere olduğunuz anlamına gelmez. Kan, genellikle dölyatağının (rahim, uterus) içinden gelir. Fakat dölyatağı boynunun (cervix) yüzeyinden ve idrar yollarında bir enfeksiyon (sistit) olması durumunda boşaltım sisteminizden gelebilir. Kanma durumunda hemen yatağınıza yatmanız ve doktorunuzu çağırtmanız gerekir.

Doktorunuz, hamileliğinizin ayrıntılarını ve olağandışı belirtileri öğrenmek isteyecek, söz gelişi mide krampı, adet sancısını andıran bir ağrı duyup duymadığınızı soracaktır. Düşüklerde bu tür ağrıya çok sık rastlanır. Bu noktada, içeride olup bitenleri anlamak zor olabileceğinden, dölyatağı boynunuzun açık mı yoksa kapalı mı olduğunu görmek ve "dış gebelik" diye adlandırılan bir durumun bulunup bulunmadığını anlamak için, parmakla muayene etmek (tuşe yapmak) isteyebilir. Dış gebelikte, dölle3nmiş olan yumurta, dölyatağı borularından birine yerleşip, burada gerektiği gibi büyüyemediğinden, karnınızın bir yanında şiddetli biçimde sancılara yol açar.

Düşük Tehdidi :

Dölyatağı boynunuz kapalıysa (kapalı olması gerekir) ve kanama dışında, ortada bir sorun bulunduğunu gösteren başka belirtiler yoksa "düşük tehdidi" diye adlandırılan durumla karşı karşıya olabilirsiniz. Bu durumda size uygulanabilecek hiçbir hastane tedavisi bulunmadığı için, doktorunuz evde kalıp yataktan kalkmadan dinlenmenizi önerecektir. Bu dinlenme esnasında yeni bir belirti ortaya çıkması durumunda da, hemen yeniden doktorunuzu çağırmanız gerekir. Doktor ayrıca kanamanız durur durmaz her şeyin normal olup olmadığını anlamak için, bir ultrason taramasından geçirilmenizi isteyecektir. Kanmama durduktan sonra, çalışan bir kadınsanız yeniden işe dönmeden önce, iki-üç gün daha dinlenmeniz gerekir.

Dölyatağı boynunuz açılmışsa, kanama çoksa yada herhangi bir kuşku varsa, doktorunuz, hastanede çok daha güvenli durumda olacağınıza karar verebilir. Hastaneye yattığınızda da, yeniden muayeneden ve belki bir ultrason incelemesinden geçirilirsiniz. İnceleme çocuğu kaybetmiş olduğunuzu yada ölmüş olduğunu gösterebiliyor. Her iki durumda da size, D ve K (dilatasyon = genişleme, kürtaj = kazıma) diye adlandırılan uygulamanın yapılması gerekir. D ve K, dölyatağında kalan herhangi bir dokunun çıkarılması için yapılan basit bir ameliyattır. Genel uyuşturma altında uygulanır ve hemen ertesi gün evinize dönebilirsiniz, ama çalışıyorsanız işinize bir haftalığına ara vermeniz istenir. D ve K uygulanmazsa, kanamanız bir süre daha devam edebilir ve enfeksiyon kapma tehlikesi ortaya çıkabilir.

Ender karşılaşılan bir durum olmakla beraber, bebek hiçbir hiçbir kanamaya yol açmadan ve düşük olmadan dölyatağı içinde ölebilir. Buna "eksik düşük" veya "tamamlanmamış düşük" adı verilir. Bu durumda, dölyatağının büyümesinin durması dışında, kesin hiçbir belirti bulunmayabilir ve dölyatağınızın bu durumu, ancak ikinci bir hamilelik sırasında yapılan muayenelerde fark edilebilir. O zaman bir D ve K geçirmenize ve hatta gebelik ilerlemişse, erken doğum yapmanızı sağlayacak uygulamalara karar verilebilir.

Üstünüzdeki Etkiler :

Bir düşüğün etkileri, hamileliğin ilk döneminde gerçekleşmiş de olsa önemlidir. Hamile kaldıktan sonra, hele bu ilk ve dört gözle beklenen bir hamilelikse çok farklı hissedersiniz. Hamilelik sırasında salgılanan hormonlar, bütün kadınları etkiler. Ayrıca doğumu bekler duruma girmişsinizdir. Planlar yapar, bebeğin odasını hazırlar, bebeğinizin kime benzeyeceğiniz düşünmeye koyulursunuz. Düşük bir anda, bütün bunları ezip geçer ve kendinizi ruhsal açıdan yıkılış durumda bulursunuz.

Bebeğini yitiren her kadın, kendi tarzında acı çeker ve acıyla birlikte öfke, suçluluk, kendinden nefret etme duyguları da baş gösterir. Bazı kadınlar bu "kayıp" duygusunu çok şiddetli hisseder, kendilerinden bir parça ölmüş duygusuna kapılırlar. Bu duyguların üstesinden gelmeye çalışmanın en iyi yolu birileriyle - eşinizle, yakın bir arkadaşınızla yada doktorunuzla- paylaşmaktır. Daha önce düşük yapmış bir yakınınız varsa, onunla konuşmak da çok iyi gelebilir.

Eşinizin Acısı :

Eşiniz de benzer duygular yaşayabilir. Düş kırıklığı, suçluluk yada bir çocuk babası olamadığı için yetersizlik duygularına kapılabilir ve size ayrıca destek olması gerektiğini hissettiği sırada, kendi duygularını dile getirmeyi ayda sıkıntısından kurtulmayı güç bulabilir. Düşük her ikiniz için de son derece sarsıcı bir deneyim olduğundan ve ilişkinizde belirli bir gerginlik yarattığından, bu dönemde çok güç de olsa birbirinize karşı çok daha olmayı denemeniz gereklidir.

Uzmana Görünmek :

Üç düşük geçirmişseniz yada düşük yapmadan önce hamile kalmakta herhangi bir güçlük çekmişseniz bu konuda uzmanlaşmış bir hastaneye yada kliniğe başvurmanız gerekir. Uzmanlar, önceki hamileliğinizin bütün ayrıntılarını ve neyin ne zaman olduğunu öğrenmek isterler. Birkaç düşük yapmış bazı kadınlarda, bağışıklık tedavisi uygulamak gerekebilir. İnsan bedeni, hastalıktan korunmak için "yabancı" malzemeyi -başka bir kişiden gelen her şeyi- reddeder. Döllenmiş yumurta da, hem anneden, hem de babadan gelen hücrelerden oluştuğu için, beden bazen bu yumurtayı da reddedebilir. Uygulanabilecek başka tedavi yöntemleri de vardır.

Bütün bunlar bir yana, hamileliğinizin ilk aylarında düzenli doktor muayenelerinden geçmeniz, normal, başarılı bir hamilelik geçirmenize çoğunlukla yeterlidir.
Yeni Üyeler
Populer Üyeler

Tum hakları saklıdır
© 2009 ModernEvlilik.com
Her Türlü Görüş, Öneri ve Sorularınız İçin;
İstanbul Ofis: 0212 258 00 11 - Ankara Ofis : 0312 441 90 61
Bizi daha yakından tanımak ve hizmetlerimiz hakkında ayrıntılı bilgi almak için, sizleri ofislerimize bekliyoruz.
Powered by
mimsanBT